İçeriğe geç

Bakın Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu mevzuda yürekleri hoplatacak, kalbleri titretecek nasıl bir ikazda bulunuyor. O buyuruyor ki; “Kıyamet günü aleyhinde karar verilecek ilk insan şehit (olarak bilinen) kişidir. Bu insan Allah Teâlâ’nın huzuruna getirilir ve kendisine verilebilecek nimetler gösterilir. O da onları tanır. Allah (celle celâluhu) ona, ‘Bu nimetler için ne yaptın?’ diye sorar. O insan da, ‘Senin yolunda şehit oluncaya kadar savaştım.’ der. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak: ‘Yalan söylüyorsun! Sen, ne cesur, ne kahraman insan!’ desinler diye savaştın. Dünyada senin için bunu söylediler, sen de mükâfatını aldın!’ buyurur. Sonra emredilir, o şahıs yüz üstü süründürülerek Cehennem’e atılır.”9

Evet, görüldüğü üzere o şahıs cephede savaşırken öldü ancak encamı itibarıyla Cehennem’e yuvarlandı. Çünkü o, meseleyi, Allah’ın rahmetinin sonsuzluğu, ilâhî lütufların enginliğine göre değil de kendi darlığına bağlamıştı.

Aynı hadisin devamında Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “desinler” diye ilim öğrenen-öğreten, “desinler” diye cömertlik izharında bulunan kişiler için de aynı muamelenin söz konusu olacağını haber verir.10

Evet, ben burada dökülüp saçılır, cüzdanımı açıp içinde hiçbir şey kalmayacak şekilde boşaltabilirim. Ama meseleyi “desinler”e bağlamış isem öte tarafta bana: “Bütün bunları sen Allah için yapmadın. Halk sana ‘Ne cömert, ne civanmert insan’ desinler diye yaptın ve dediler. Oysaki sen o cüzdanını boşaltıp dağıttıklarınla, Cennet’i yedi tabakasıyla birlikte peyleyebilir, bir rampaya binmiş gibi Firdevs’e fırlayabilirdin. Ama sen nedense darlığı tercih ettin. Kendi idrak darlığına, istek darlığına ve dünyevi görüş darlığına emanet ettin her şeyi. Bundan dolayı sen bir darlıkzedesin, bir darlığın kurbanısın. Dolayısıyla Cennet’e liyakat hakkını selbettin.” denilir.

124