Millet Sevgisi
Soru: Milletimizi niçin sevmeliyiz? Aşk derecesindeki millet sevgisinin hakikatini ve insana yüklediği misyonu izah eder misiniz?
Cevap: Öncelikle şunu ifade edeyim ki, ben milletimi, şahs-ı mânevî itibarıyla seviyorum. Yoksa her millette olduğu gibi milletimizin içinde de hak, hukuk ve insanlık açısından müzahraf sayacağımız kişiler olabilir. Ancak genel itibarıyla ruh ve mânâ köklerine sımsıkı bağlı olan milletimizi nazar-ı itibara aldığımızda bu kişilerin azınlıkta kaldığı bir vakıadır.
Hadis diye de rivayet edilen güzel bir sözde, حُبُّ الْوَطَنِ مِنَ الْإِيمَانِ“Vatan sevgisi imandandır.”1 denilir. Bu sözü biz, “millet sevgisi imandandır.” şeklinde de ifade edebiliriz. Nitekim asırlarca din-i mübîn-i İslâm’ın bayraktarlığını yapmış aziz milletimiz, şanlı mazimizde çok defa tarih-i beşerin seyrini değiştirmiş, insanlığa pek çok hizmetlerde bulunmuştur. Biz, milletimizi iftihar hisleri içinde işte bundan dolayı severiz.
Şüphesiz ki milletimiz çok başarılı işler yapmıştır. Gerçi başarı dendiğinde günümüzde genellikle pozitif ilerlemeler ve teknolojik gelişmeler akla geliyor. Hâlbuki mücerret ilim ve teknoloji, insanlığın problemlerini çözme ve onun mutluluk ve huzurunu temin adına her şey demek değildir. Hatta ahlâk ve faziletten mahrum, içtimaî sorumluluk şuurundan yoksun bulunan ilmî keşif ve teknolojik gelişmelerin, bencil ve menfaatperest kişilerin elinde beşer için birer âfet ve felakete dönüştüğü inkâr edilemez bir realitedir. Bu sebeple bizim, “Milletimiz çok başarılı işler yapmıştır.” derken kastımız, ecdadımızın bütün insanlığa insanî ve ahlâkî değerler kazandırması, o müthiş idare etme kabiliyet ve siyaseti açısından etrafına adalet dağıtmasıdır. İşte biz milletimize bu yönleri itibarıyla alâka duyar, hatta onu bazen aşk derecesinde severiz.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: es-Sağânî, el-Mevzûât s.53; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s.297.