İçeriğe geç
19. Bölüm

Dine Hizmet Mazhariyeti

Soru: İman ve İslâm çok büyük bir lütuf ve mazhariyet olduğu gibi, iman ve İslâm’a hizmet şuurunun da bu mazhariyetin ayrı bir derinlik ve buudu olduğu ifade ediliyor. Böyle bir mazhariyetin insana yüklediği sorumluluklar ve bu mevzuda dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Cevap: İman, inanılması gerekli olan şeylere, aksine ihtimal vermeyecek şekilde inanma demektir ki böyle bir imanı, bu seviyedeki bir inancı iz’an olarak da ifade edebiliriz. Felsefeciler ve son dönem kelamcılardan bir kısmı imanı her ne kadar sırf bir nazarî mevzu olarak ele alsalar da, onu hareket ve aksiyondan bütün bütün tecrit edip öyle telakki etmek doğru olmasa gerek. Zira o, aynı zamanda, insanın bütün benliğinde duyup hissedebileceği bir kalb amelidir. Evet, bazen bizim gibi avam insanlar bile vicdanlarında Zât-ı Ulûhiyet’i duydukları esnada bir baştan bir başa bütün vücutlarında âdeta imanın ihtizazını hisseder, iç duyuş ve sezişleriyle onu yaşar gibi olurlar. Bu yönüyle ona kalbî ve ruhî bir amel nazarıyla bakılabilir ki bu da imanın sadece nazariyattan ibaret olmadığının bir delilidir.

İslâm’a gelince o, “insanları kendi irade ve ihtiyarlarıyla bizzat hayra sevk eden ilâhî kanunlar mecmuası”nın hayata taşınması, onun realize edilmesidir. Diyanet kelimesiyle de ifade edebileceğimiz bu hakikat, dinin pratiği, hayata hayat kılınmasıdır. Meselâ namaz, zekât, oruç, hac gibi emirleri yerine getirmek, mehasin-i ahlâkla donanmak ve aynı zamanda mesâvî-i ahlâktan içtinap etmek diyanetin içinde yer alan hususlardır. Bir başka yaklaşımla o, İmam Gazzâlî Hazretleri’nin “münciyât” dediği, insanı kurtuluşa sevk eden emirler ve “mühlikât” diye isimlendirdiği, insanı helakete sürükleyen yasakların hayata geçirilip yaşanması, temsil edilmesidir.1

İ’lâ-yı Kelimetullah

185