Tefekkür – Hüzün Ve Dua
Soru: Tefekkür nedir? Hakikî tefekkürü nasıl anlamalıyız? Tefekkür, hüzün ve dua arasında nasıl bir irtibat vardır?
Cevap: Herhangi bir konuda başı-sonu, hedef ve gayesi belirlenmiş; disiplinli, derin ve sistemli düşünme mânâsına gelen tefekkür esasında bir peygamberlik mesleğidir. İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek beyan ve hayat-ı seniyyelerine bakıldığında bu hakikat açık ve net bir şekilde görülür. Meselâ tefekkür ile alâkalı bir nurlu beyanında O (sallallâhu aleyhi ve sellem); “Tefekküre denk ibadet yoktur; öyle ise gelin Cenâb-ı Hakk’ın nimet ve kudret eserlerini tefekkür edin! Ama zinhâr Zât-ı Bârî’yi tefekküre kalkışmayın. Zira O, insan düşüncesini aşan bir mevzudur.”1 buyurmaktadır. Görüldüğü üzere Allah Resûlü, Cenâb-ı Hakk’ın zâtı dışında her şeyi tefekkür sahası içine dahil etmiştir. O zaman diyebiliriz ki, Nebiler Serveri bu beyanıyla, bizim, âlâ-yı ilâhî (Allah’ın nimetleri), âyât-ü beyyinat ve dinin emirleri üzerinde tefekkürde bulunmamızı istediği gibi, Necip Fazıl’ın tabiriyle, eşya ve hâdiseleri sürekli hallaç etmemizi de istemektedir.
Dipnotlar
- 1 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 6/250; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 1/136.