Murad-ı İlâhînin Takibi
Soru: Murad-ıilâhîyi takip etme meselesinden bahsediliyor. Bu sözden maksat nedir? İnsan hâl ve hareketlerinde murad-ı ilâhîyi nasıl takip edebilir?
Cevap: İstek, arzu ve tercihlerde Cenâb-ı Hakk’ın hoşnutluğunu gözetme; hâl, hareket, tavır ve davranışlarda O’nun rızasını kollama şeklinde de ifade edebileceğimiz murad-ı ilâhînin takibi mevzuu, mükellefin iman ve iz’an ufkuna, kabiliyet ve donanımına, mârifet ve ihsan şuurundaki derinliğine göre iki açıdan ele alınabilir.
Objektif ve Sübjektif Mükellefiyet
Birincisi; emir ve yasaklara riayet çerçevesinde bütün inananların uyması gereken objektif mükellefiyet sahasıdır. Bu sahada murad-ı ilâhînin takibi, bir taraftan dinin emirlerini harfiyen yerine getirme, diğer taraftan da yasaklara girmeme hususunda kararlı ve dimdik durmakla gerçekleşmiş olur. Ayrıca hükmünün tam olarak idrak edilemediği veya günah olabileceği kuşkusunun bulunduğu mevzularda tevakkuf yaşayıp bunlardan uzak durma gayreti de bu mertebe için önemli bir esas ve ölçüdür. Bir başka ifadeyle dinin yasak olarak tespit buyurduğu ilâhî hudutları aşmama, sınırları ihlal etmeme, alan ihlaline girmeme ve bu mevzuda kat’î bir tavır ortaya koyma; hükmü net olarak bilinmeyen ve hadisin ifadesiyle “şübühât”1 dediğimiz hususlarda da tevakkuf yaşama, araştırıcı olma, dönüp tekrar ber tekrar kaynaklara bakma objektif mükellefiyet sahası için gerekli olan esaslardır.
Kitap ve Sünnet-i Sahiha bu esas ve kıstasları belirlemede ilk başvuracağımız temel iki kaynaktır. Ayrıca fukaha-yı kiram efendilerimizin, yorumu zamana bırakılmış meselelerdeki safiyane içtihadlarından ortaya çıkan hükümler de bu mevzuda önemli birer kriterdir. İşte hayatımızı bu esaslara bağlı götürdüğümüzde, objektif mükellefiyet çerçevesinde murad-ı ilâhîyi takip yolunda bulunuyoruz demektir.
Dipnotlar
- 1 Buhârî, îmân 39, büyû’ 2; Müslim, müsâkat 107.