Hammâdûn Ümmeti
Soru: Ümmet-i Muhammed’in bir isminin de “Hammâdûn ümmeti” olduğu ifade ediliyor.1Burada şükrün değil de hamdin kullanılmasının hikmetini ve “Hammâdûn” kelimesinden kastedilen mânâların neler olduğunu lütfeder misiniz?
Cevap: “Hamd”in şükür mânâsına geldiği yerler olsa da bu iki mefhumun birbirinden ayrıldığı noktaların bulunduğu erbabınca bilinen bir husustur. O zaman öncelikle kavramların ıstılahî çerçevesini ortaya koyarak aradaki mânâ farklılıklarını tespit etmeye çalışalım.
Hamd; Allah’ın (celle celâluhu) bize gelip ulaşan ve aynı zamanda bize gelip ulaşabilecek potansiyel nimetlerinin hepsine şükürle mukabele etmenin yanı sıra; bütün iyilik ve güzelliklerin gerçek sahibi, biricik kaynağı ve dolayısıyla hamd edilmeye layık yegâne Zât, O olduğu için vazife, sorumluluk ve kulluğumuzun bir gereği olarak O’na karşı hamd ü senâda bulunmak demektir. “Hamd”de, ihsan ve nimetlerin bize ulaşıp ulaşmaması önemli değildir. Önemli olan O Zât’ın böyle bir hamde şâyeste olmasıdır. Evet hamd, Cenâb-ı Allah’ın ihsan ve lütufları karşısında minnet ve şükranla yerlere yüz sürmenin ifadesi olduğu gibi, aynı zamanda, acz ü fakrımızı idrak içinde mutlak cemal ve kemal Sahibi Zât karşısında hayret ve hayranlıkla secdeye kapanmak anlamını da ihtiva etmektedir.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Dârimî, mukaddime 2; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 10/89.