İçeriğe geç
6. Bölüm

Şefaat Ya Resûlallah!..

Soru: “Şefaatim ümmetimden (ehl-i kebâire) büyük günah işleyenleredir.”1hadis-i şerifini nasıl anlamalıyız? Büyük günahlar nelerdir? “Ehl-i kebâir” denilen zümreye kimler dahildir?

Cevap: Şefaat; lügat itibarıyla, bir insanın affedilmesi için aracı olmak, bir kimseden, üçüncü bir şahsa iyilik yapmasını istemek ve bir ihtiyaç sahibinin işinin görülmesi için onun önüne düşüp yetkili makama çıkarak istirhamda bulunmaktır. Istılah açısından ise, Peygamberler, sıddîklar, şehidler, ilmiyle amel eden ihlâslı âlimler ve kâmil mü’minler gibi Allah nezdinde bir değere ve yakınlığa erişmiş Hak dostlarının, âhiret gününde bir kısım günahkâr mü’minlerin bağışlanmaları ve bazı salih kulların da daha yüksek mertebelere ulaşmaları için Mevlâ-yı Müteâl’e yalvarmaları ve böylece Cenâb-ı Hakk’ın izniyle onların ebedî saadetlerine vesile olmaları demektir.

Şefaat-ı Uzmâ Sahibi

Ötede, enbiyâ, evliyâ, asfiyâ ve şühedâ –derecelerine göre– Cenâb-ı Hakk’ın onlara bahşettiği seviyede şefaat edeceklerdir. Ancak, bu mevzuda da zirveyi yine İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) tutacaktır. Zira, her nebi kendisine bahşedilen bir defaya mahsus ama sınırsız talep hakkını dünyada kullanırken, fetanet-i âzam sahibi Hazreti Sâdık u Masdûk onu âhirete saklamıştır. O gün herkes kendi başının çaresine bakmakla meşgul olurken, Resûl-i Ekrem Efendimiz, “Ümmetî, ümmetî!..”2 diye inleyecek ve kendisiyle azıcık da olsa münasebeti bulunan herkesin kurtuluşunu dileyecektir.

53