Dünyada Hazreti Ahmed ü Mahmud u Muhammed’in (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât) rehberliğinde olan ümmet-i Muhammed, hayatlarını hamdle geçirdiklerinden dolayı, ahirette de Livaü’l-hamd’le şerefyâb olacaklardır. Çünkü insan hangi yolda yürürse, varacağı istikamet de ona göre bir yer olacaktır. Bundan dolayı hep hamd etrafında dönüp duran, hamd güzergâhında yürüyen, sürekli hamd gören, hamd konuşan, hamd soluklayan, hamdle oturup kalkan kimselerin varacakları yer de Livaü’l-hamd’dir.
Biz her ezan sonunda gökler ötesi sadaya, bu ilâhî çağrıya bir yönüyle hem cevab-ı savap veriyor, hem de Peygamber Efendimiz’e Makam-ı Mahmud’un verilmesini: اَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ اٰتِ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ“Ey bu kâmil davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allahım! Efendimiz Hazreti Muhammed’e “vesîle”yi (en büyük kurbet makamı), Cennet’e ve ötesine ulaşmayı lütfet ve O’nu, kendisine vaadettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır.”11 duasıyla bir kez daha dile getiriyoruz
Livaü’l-hamd, Makam-ı Mahmud makamıdır. Ömrünü hep hamdle geçiren, hayatını Allah’a hamd ü senâ etmekle yoğuran, kavlî, fiilî ve halî sürekli hamdle oturup hamdle kalkan insanlar orada da Makam-ı Mahmud’un etrafında toplanacaklardır. Livaü’l-hamd orada nasıl tecellî edecek, ne şekilde bir teveccüh-i ilâhînin unvanı ve vesilesi olacak bunu şu an kestirebilmemiz mümkün değildir. İşte beşer tasavvurunu aşkın, keyfiyeti meçhul böyle bir ilâhî teveccüh her ne ise, ümmet-i Hammâdûn, hamd vesilesiyle o ilâhî teveccühten istifade edebilecektir.
Hammâdûn Ümmeti
Dipnotlar
- 11 Buhârî, ezân 8, tefsîru sûre (17) 11; Tirmizî, salât 157; Ebû Dâvûd, salât 28.