Fakat bütün bu sevmelerin, şimdi mazide kalmış o insanlara bir yararının olup olmadığını da bilemeyeceğim. Belki bu iyiliklerini hatırlatma, onları hayırla yâd etmeye vesile olur. “Atalarımıza Allah rahmet etsin! Bize iyi bir Türkiye bırakmışlar. Ancak onun çehresini biz kirletmişiz, şimdi bize düşen onun ufkunu yeniden aydınlatmaktır.” deriz ve bu yönüyle bir mânâsı olur. Esasında böylesine sağlam ruh kökleri üzerinde gelişmiş milletimize karşı bir alâka ve sevgi duyuyor ve hele bunun aşk derecesinde olduğunu iddia ediyorsak o zaman o mâşuka karşı yapılması gerekli olan vazifeleri yerine getirmemiz gerekir. İşte bizim için asıl önemli olan husus da budur.
“Eğer Muhabbetinde Sadık isen…”
Meselâ milletimizin bir dönem devletler muvazenesinde eda ettiği tarihî misyonu, hiç olmazsa kendi bölgesinde yeniden ifa etmesi, hatta dünya üzerinde önemli bir muvazene unsuru hâline gelmesi bizim için çok önemlidir. Çünkü onun ruhunda, atalarından tevârüs ettiği bir adalet düşüncesi, istikamet anlayışı ve şefkat telakkisi vardır. Hem o bölge halkının hem de kendi insanımızın huzuru için buna ihtiyaç olduğu aşikârdır. Dolayısıyla milletimizin değerleriyle bir kez daha doğrulup dirilmesini, kendi ruhunun heykelini yeniden ikame etmesini şiddetle arzu ederiz. Bence içimizdeki sevgi bu istikamette tecellî etmeli. Aslında bunun bir mahmili de vardır. Rabiatü’l-Adeviyye, sevginin hakikatini ifade ederken şöyle der: