İçeriğe geç

İşte herhangi bir terbiye ve tezkiye görmemiş, sadece hayvanî ve cismanî arzularını yaşayan böyle bir nefsin bir üst mertebesi, nefs-i levvame mertebesidir. Bu mertebedeki insan salih amel yolunda bulunmakla beraber, yer yer hata ve günahlara girer, düşmeler, sürçmeler yaşar. Tevbe sûresinde ifade buyrulduğu gibi, iyilik yapar ancak bunun yanında fenalık da yapar; kimi zaman hatalar gelir sevapların çehresini karartır; kimi zaman da güzellikleri çirkinlikler takip eder. Fakat bu mertebedeki bir insan hata ve günahlar karşısında hemen tevbe ve istiğfara yönelir. Kötü bir şey yapmaya niyetlendiğinde veya ona doğru azm ü kastta bulunduğunda veyahut şöyle böyle bir kötülük yapıp bir fenalığın içine düştüğünde, hemen o fena duygu ve fena davranışlardan sıyrılıp kendine gelir, istiğfara koşar ve Allah’a yönelir. Her defasında; ya رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي“Ya Rabbî, ben kendime yazık ettim, affeyle beni!”4; veya لَۤا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ“Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendime zulmedenlerden oldum.”5; veyahut da رَبَّنَا ظَلَمْنَۤا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ“Ey bizim Rabbimiz, kendimize yazık ettik. Şayet Sen kusurumuzu örtüp, bize merhamet buyurmazsan, en büyük kayba uğrayanlardan oluruz.”6 gibi mübarek beyanlarla pişmanlığını seslendirip arınma kurnasına koşar. İşte bu, nefs-i levvame mertebesidir.

118