Kelimenin olumsuz mânâsına gelince, konunun başında da geçtiği üzere, gerek açık bir şekilde, gerekse ima ve işaret yoluyla kapalı bir biçimde, yapılan iyilikleri ifade etme, sayıp dökme, başa kakma ve böylece iyilik yapılan kimseyi manen ezme, ona eza ve cefada bulunma demektir. Bu mânâyla alâkalı da Kur’ân-ı Kerim’deki şu âyet-i kerimeyi hatırlayabiliriz: يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ بِالْمَنِّ وَالْأَذٰى“Ey iman edenler! Sadakat nişanesi olan sadakalarınızı –zekât da buna dâhildir– insanların başına kakmak suretiyle o işi yapmamış gibi bir duruma düşmekten sakının.”4 Sadaka, sizin Allah’a karşı sadık birer bende olduğunuzun ifadesidir. Çünkü mal, canın yongasıdır. Siz sadaka vermek suretiyle âdeta kendi canınızı yontuyor; yontup yongalar meydana getiriyor ve onları veriyorsunuz. Çalışıp kazandığınız, elde etmek için alın teri döktüğünüz o şeyleri verirken sanki canınızın yarısı sizden kopup gidiyor. İşte Kur’ân; “Böyle önemli bir ibadeti ifa ederken eziyet etmeyin, minnette bulunmayın!” diyor. Başa kakmanın neticesini de لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُمْ“Sadakalarınızı boşa çıkarmayın.” ikazıyla bize gösteriyor.
Dipnotlar
- 4 Bakara sûresi, 2/264.