İçeriğe geç

Zira sûret-i haktan görünen öyle meseleler vardır ki, arkalarında ciddi nifak gizlidir. Samimiyet yoktur o amellerde ve hep bir kısım hesaplar vardır gizliden gizliye. Öyle ki, bu amellerin sahipleri, yaptıkları bütün güzellikleri hep kendi hesaplarına bağlı götürür ve âdeta hesap insanı kesilirler. Tabiî neticede de burada belli hesaplara bağlı iş yapayım derken öbür âlemde hiç beklemedikleri, ummadıkları bir sürü hesapla yüz yüze gelirler. O kişi bir de bakar ki, namaz orada ayrı bir hesap konusu, oruç ayrı, el açıp yalvarmalar da ayrı bir hesap konusu olmuş.. namazda sesini yükseltme ve namazın içinde Allah’ı ifade edeceğine kendini ve hislerini ifade etmeye matuf tavırlar ise ayrı bir hesap konusu…

Böyle bir kişiye öbür âlemde, “Sen namazda ‘Allahü ekber!’ diyerek sesini duyurdun. Bu şekilde sesini yükseltirken, bunun farkında mıydın değil miydin? İradenle onun önüne geçemez miydin?” diye sorarlar. Eğer o kişi, farkında olmadan bunu yapmışsa problem yok, ancak işin içinde birazcık dahi olsa iradîlik söz konusuysa, “Sen o ses yükseltmelerle, huşû ve hudû gibi görünen o sunî tavırlarla kendini ifade ettin.” denir ve ona göre muamele görür. İnsanın akıttığı gözyaşları da, Allah’a içini döküşü de öyledir. Onların da içine birazcık dahi olsa iradîlik katılırsa mahz-ı nur olan o ameller ayn-ı levsiyat hâline gelir. Ve insan bunların hesabının altından kalkamaz.

344