Evet, “tahiyyât”ta, kabul olmuş bir duaya bir ilavede daha bulunur ve اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِحِينَ“Allahım, Habibin hürmetine, bizim üzerimize ve salih kulların üzerine de selâm olsun.” deriz. Belki bazıları bu mânâyı yakalamak için o lafızları üç-dört defa tekrar ediyorlardır. Siz de vicdanınızda duyuncaya kadar اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِحِينَ deyip tekrar edebilirsiniz. Bir defa demekle o mânâyı duyuyorsanız; o sözler, tepeden tırnağa kadar vücudunuzda bir karıncalanma hâsıl ediyorsa şayet, gerektiği gibi söylemiş ve gönlünüzde duymuşsunuz demektir. Yani, o kelimelere şuur derinliği, his derinliği de katmak lazım. O sözlerin içinde irademizle de bulunmak lazım. Vücudumuzun bütün zerratıyla da onları söylemek lazım. Bu da ibadet u taati iradî olarak ele almaya, onları aynı zamanda tabiatımıza ait çok önemli bir ihtiyacı yerine getiriyor olma mülâhazasıyla yapmaya, her şeyi mutlak duymaya, tezekkür ve tahayyül etmeye bağlıdır.