Zevk Ve Keramet Avcıları
Soru: İmam-ı Rabbânî Hazretleri Mektubat’ında, “Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binlerce ezvâk, mevâcidve kerâmâta tercih ederim.” diyor. Bu sözü nasıl anlamalıyız?
Cevap: Bildiğiniz gibi “ezvâk”, zevk kelimesinin çoğuludur; lezzetler, tatlar ve mânevî hazlar mânâsına gelmektedir. “Mevâcid” ise, kalbe gelen zevkler, mânevî coşkunluklar ve insanın kendinden geçip nefsini unutacak kadar ilâhî aşkla dolması hâli demektir. Tasavvuf ıstılahı olarak ele alırsak; mevâcid, bir kulun, evrâd ü ezkâra devam ederek Cenâb-ı Hak’la münasebetini derinleştirmesi sayesinde, metafizik gerilime geçmesinin ve sürekli değişik vâridlere mazhar olmasının unvanıdır. Keramete gelince o, Allah’ın halk etmesiyle Hak dostlarında görülen fevkalâde hâl, söz, davranış, nazar, teveccüh ve tesir demektir. Diğer bir ifade ile keramet, Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından da sevilen veli kullara bahşedilmiş ekstra bir ikram ve Cenâb-ı Hakk’ın özel teveccühünden ibaret bir harikadır. Harikulâde hâlleri üç kategoride değerlendirmek mümkündür: Peygamberlik davasıyla alâkalı fevkalâde hâllere “mucize”; “tezkiye-i nefis” ve “tasfiye-i kalb”e muvaffak olmuş bir velinin olağanüstü hâllerine “keramet” denilegelmiştir. Bunlardan başka bir de “istidraç” vardır ki, o da, fasık ve facir kimselerin eliyle ortaya konan ve onlar için Allah’ın bir mekri, başkaları için de bir imtihan olan, iman ve salih amele iktiran etmeyen harika bir hâl, söz ve tavırdır.