Meçhul Kahramanlar
Soru: Hayatını insanlığın dünya ve ahiret saadetine adayan fedakârlar, gittikleri ülkelerde çok seviliyor ve takdir ediliyorlar. Hatta, onları görüp tanıyanlar, “Siz çok farklısınız” demekten kendilerini alamıyorlar. Onlardaki bu farklılığın asıl sebebi nedir? Bu takdirler karşısında onların düşünce ve tavırları nasıl olmalıdır?
Cevap: Bir yazıda “Günümüzün Karasevdalıları” diyerek tavsif ettiğim fedakâr insanları tanıyıp, yaptıkları şeyleri iyi tahlil ettikten sonra onları sevmemek ve takdir etmemek mümkün değildir. Başka türlü düşünmek ve farklı bir şey söylemek hem bu fedakârlara karşı saygısızlıktır hem de onların sa’yine terettüp eden ilâhî lütufları görmemek demektir ve bir nevi nankörlüktür.
Önyargıdan ve garazdan uzak olarak onların faaliyetlerine bakanlar göreceklerdir ki, dünyanın her tarafından on binlerce insan, bu adanmış ruhlar sayesinde Türkiye’yi tanımış, Anadolu insanının sıcaklığından haberdar olmuş ve Müslümanlığa karşı sempati duyar hâle gelmiştir. Bugün binlerce kişi, “Müslümanlığı bize siz tanıttınız ve onu sevdirdiniz.” demekte ve onlara karşı minnettarlık hisleri beslemektedir. Demek ki, bu minnettarlık duygusuyla dolu insanlar, kin ve nefret tavırlarından bıkmış, dostluğa çok susamış, barış atmosferini özlemiş, İslâm’a muhtaç kimselerdi ve kendilerine uzanacak bir el bekliyorlardı. Demek ki, onlar İslâm’ın gülen yüzünü hiç görmemiş, Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mesajını kendi berraklığıyla hiç duymamışlardı. Günümüzün fikir işçileri “diyalog”, “hoşgörü” ve “konuma saygı” deyip onlara biraz yakın durunca ve kendi değerlerimizi mütebessim bir çehreyle sununca, onlar, “İşte bulduk” diye mukabele ettiler ve “Allah sizden razı olsun; siz gelmeseydiniz, İslâm’ı hiç tanıyamayacak ve Hazreti Muhammed’i hiç bilemeyecektik.” dediler.