İçeriğe geç

Dünyanın en ücra köşelerinde bile birer mum yakma gayretindeki bu kahramanlar arasında çok mükemmel insanlar vardır. Üstad’ın o ilk talebelerinin her birine bir kutup, bir gavs ve bir kutbü’l-irşad nazarıyla baktığım gibi, günümüzün bahtiyarları arasında da çok güzel ve mükemmel insanlar bulunduğuna inanıyorum. Onları yakından tanıdıkça da bu inancımın kuvvetlendiğini hissediyorum. Zira, onlar oturuş kalkışlarıyla, söz ve beyanlarıyla, tevazu ve mahviyetleriyle; yani, olgun bir insanda mutlaka bulunması gereken acz, fakr, şevk, şükür, tefekkür ve bütün mahlukâtı şefkatle kucaklama gibi yanlarıyla o kıvamı ortaya koyuyorlar. Öyleyse, hem bu sevgi kahramanlarını fert fert takdirle yâd etmek hem de umumunun mesaisine terettüp eden Cenâb-ı Hakk’ın değişik lütuflarını görüp onları minnetle karşılamak lazımdır. Böyle bir takdir ve minnet, bir şükr-ü mânevîdir ve buna bizim ihtiyacımız vardır. Çünkü, böyle bir şükr-ü mânevî, o türden nimetlerin artmasına vesile olduğu gibi mü’minler hakkında hüsnüzannın da bir ifadesidir.

262