Fedakârlık Ve Adanmış Ruhlar
Soru: Maddî ve mânevî füyûzâthisleri ne demektir? Bu füyûzât hislerinden fedakârlığın ehemmiyeti nedir?
Cevap: Füyûzât, çoğalma, taşma, bolluk ve bereket mânâlarına gelen “feyiz” kelimesinin cem’idir (çoğuludur). Feyiz, dünyada, kalbî-ruhî hayatın derinleşmesini ve insanın iç enginliklere ulaşmasını netice veren ilhamlar, mevhibeler ve Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği vâridât-ı Sübhaniyedir. Ahirette ise feyiz, insanın Cennet’e ulaşması, Rıza’ya kavuşması ve Cemâlullah’ı görme şerefine nâil olması gibi mazhariyetlerdir. Sorunuza cevap verirken “feyiz” kelimesini, mânevî haz ve zevk şeklinde anlamak ve o mânâda kullanmak herhalde daha uygun olsa gerektir.
Maddî füyûzât hisleri, insanın meşru dairede zevk ve lezzetlerden istifade etmek isteyişi demektir. Allah’ın helal kıldığı çerçevede yeme-içme, rahat etme; israf, lüks ve fanteziye girmemekle beraber Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği nimetlerden meşru dairede faydalanma; cismaniyet ve maddî hayat itibarıyla onları kullanma duygusu hem kula verilmiş bir hak hem de insan olmanın muktezasıdır. Fakat, bu istifade etmenin de bir sınırı vardır; bir insanın, hak etmediği ya da dinin cevaz vermediği şeylerden faydalanması doğru değildir; çünkü öyle bir işte Allah’ın rızası yoktur. Cenâb-ı Hak, nelerden istifade etmeyi mübah kılmışsa, onlardan yararlanma kulun hakkıdır; bir kul, isterse bu hakkı kullanır, isterse de onu kullanmayıp gelecek nesiller adına ayrı bir kıymet hükmüne bağlar, onların kullanmasını sağlar.