İçeriğe geç

Mânevî füyûzât hisleri ise, bir insanın iman-ı billah, mârifetullah, muhabettullah ve latîfe-i Rabbâniye ile ulaşabileceği ruhanî zevkleri arzulaması; Cennet’e girme ümidiyle ve Cennet nimetlerinin hayaliyle yaşaması demektir. Allah’a iman etme ve mârifetullaha ermenin ruhî ve kalbî hayat itibarıyla çok derin bir zevki vardır. Cenâb-ı Hakk’a yakınlıkta dünyevî nimetlerle elde edilemeyecek çok engin hazlar bulunur. Allah’a imanla başlayan ve O’nun sevgisine doğru devam eden yolun her adımında ayrı bir sürprizle karşılaşılır. İşte, bu yolda yürüyen bir insanın tattığı zevk ve lezzetler mânevî füyûzât hisleridir. Bazen, o yolun yolcusu, daha da ileriye gidebilir; velilere seyr u süluk-i ruhanî neticesinde derin bir kısım şeyler lütfedildiği gibi, o da bazı harikulade şeylere mazhar olabilir. Meselâ, insanların içini okur; gelecekte vuku bulacak bazı hâdiselerle alâkalı bir kısım bilgiler Cenâb-ı Hak tarafından kalbine ilham edilebilir; ya da ibadet ü taatten o kadar lezzet alır ki, kulluk adına eda ettiği her şeyi bir kevser zemzemesi içinde yudumlar, âdeta Cennet hayatını burada yaşıyor gibi olur. Bunlar, insanın mânevî yönü ve kalbî-ruhî hayatı itibarıyla duyabileceği zevklerdir. Bunların bir damlası, insanın maddesi ve cismaniyeti itibarıyla tattığı zevk ve lezzetlerin batmanlarına tercih edilir. Kalbî ve ruhî hayat itibarıyla tadılacak olan bir damla zevk, bedenî ve cismanî hazların bin batmanına galip gelir, ağır basar.

Adanmışların Fedakârlığı

407