İçeriğe geç

Bazen aklıma geliyor ki, bir yolunu bulsak ve nâm u nişanlarımızı da gömsek hafâ türabının bağrına. Arşivlere girmese, kayıt altına alınmasa, hiç kimse ulaşamasa ve unutulsa adlarımız. Hatta hakkımızda bir “Fatiha” okunmasına vesile olacak kadar bir hatırlanma mülâhazası bile olmasa içimizde; “Bilen biliyor” deyip O’na havale ederek o konuda dahi beklentisiz olsak. Hafızalarda sadece şahs-ı mânevî kalsa; ortada yalnızca “hizmet eden meçhul kahramanlar” bulunsa. Böylece, O varken hiç kimse varlık iddia etmiş olmasa. Gönüller O’na yönelse, diller –Necip Fazıl gibi– “O var” dese:

Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;O var!
Bütün sevdiklerin elden gittiyse;O var!
…………..
Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek;O var!
Tekten de tek, bir tek, tek başına tek;O var!
274