İçeriğe geç

Abdülkadir-i Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmâm-ı Rabbânî, Hâce-i Ahrar, Ebu’l-Hasen el-Harakânî gibi Hak dostları arasında çok erken ve genç yaşında inkişaf eden büyükler de vardır. Meselâ, Ebu’l-Hasen el-Harakânî Hazretleri daha doğmadan, Hazreti Bâyezîd-i Bistâmî onu müjdelemiş; Harakân’dan büyük bir veli çıkacağını tam bir asır önceden haber vermiş ve hatta oradan geçerken “Burada bir nur görüyorum, sırtımı dayayacağım bir amûd-i nuranî görüyorum.” diyerek Ebu’l-Hasen Hazretlerinin evini işaret etmiştir. Ebu’l-Hasen el-Harakânî Hazretleri, Bâyezîd-i Bistâmî’nin mânevî bir işareti üzerine Kur’ân okumaya başlamış; ona medyuniyetini ifade ve onun ruhaniyetinden istifade düşüncesiyle, her gün 10 kilometrelik bir mesafeyi yürüyerek sabah namazlarını mânevî şeyhinin türbesinde kılmıştır. İşte, Ebu’l-Hasen Hazretleri gibi bazı insanlar, çok erken dönemde bir mevhibe-i ilâhîyeye mazhar olabilir; özel lütuflarla sefiraz kılınabilirler. Fakat, hüküm, proje ve planlar ekstra lütuflara, sürpriz ihsanlara ve harikulâdeliklere bina edilmez. Biz esbab dairesi içinde bulunduğumuzdan dolayı plan ve stratejilerimizi de sebeplere göre yapmak zorundayız.

352