İçeriğe geç

Dolayısıyla, zevk, vecd ve keramet türünden olan fevkalâdeliklerde ilk aranması gereken husus, bunlara hak dinin esaslarına dayanan bir yolla mı yoksa batıl bir kısım metodlarla mı ulaşıldığı meselesidir. Şayet, bunlarla varılmak istenen nihaî hedef gönül huzuru ise, o huzura ulaşmanın yolu peygamberlerin izlerini takip etmektir. Bir dönemde peygamberlerle varılan hedefe daha sonraki devirlerde de ancak onların arkada bıraktığı işaret taşları takip edilerek varılabilir. Ayrıca, zevk, vecd, keşif ve keramet şeklindeki harikulâdeliklerin bir kıymet ifade etmesinin en değerli yanı da, onların bir istidraç olabileceği endişesiyle ve şu hislerle karşılanmasıdır: “Ben bunlara değil, Sana talibim Allahım. Senden zevk de, keramet de istemiyorum. Sana hâlisane teveccüh etmeyi diliyorum. Senden tek şey dileniyorum; eğer ezvâk ve kerâmâtla başım dönecekse gözümü hiç açma; illâ açacaksan, gönlümü sadece Sana karşı aç. Bana öyle bir iman ver ki, bin tane şeytan, bin ayrı vesveseyle gelse de hiç sarsılmayayım.” Evet, şeytanların vesveseleri karşısında sarsılmama, haramlara ve helallere riayet etmeye ve günahlara karşı tetikte beklemeye bağlıdır. İyi bir kul için esas olan, zevk, vecd ve keramet değil; herhangi bir haram karşısında tir tir titreyerek, bir ilâhî emri yerine getirme hususunda da arzulu olarak yaşamak, kulluk vazifesini kusursuz yapmaya çalışmak, ahlâkın ve dini hayatın delinmesine sebebiyet verebilecek olan yasaklardan yılandan çıyandan kaçıyor gibi kaçmaktır.

349