İçeriğe geç

Meselâ; Peygamber Efendimiz, “Şüphesiz ki, benim ümmetim “gurr-u muhaccel”dir; kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır.” buyuruyor ve şunu ilave ediyor: “Ben onları mahşerde tanırım, çünkü onlar alınlarındaki secde izlerinden bellidir; abdest uzuvları nuranidir.”6 Hadisin metninde geçen غُرٌّ kelimesinin dilimizdeki karşılığı, atın alnındaki beyazlıktır. İnsan için kullanıldığında “nurlu yüz” anlamına gelir. مُحَجَّلٌ de atın ayaklarındaki seki yani beyazlıktır. Bu da insan için kullanıldığında “el ve ayak gibi uzuvların parlaklığı” anlamındadır. Efendimiz kendi ümmetini iman ve ibadetin hâsıl ettiği nur ve parlaklıkla tanıyacağını hadisteki teşbihle ifade ediyor, “Ben tanırım adamlarımı” diyor. Demek ki, burada Onun dini istikametinde, dinini yaşama yolunda yapacağınız her şey, bir yönüyle Onun tarafından kabule, bilinmeye, aranmaya, hatta Allah korusun, Cehenneme girseniz bile oradan alınıp çıkarılmaya vesiledir ve bunlar öyle normal bir borcu ödeme gibi şeyler de değildir. Allah’ın size imdadı, inayeti, raiyyeti ve Efendimiz’in şefaati, âleme diyet ödeme gibi değildir; onlar birer bahanedir. Allah ve Resûlü, sizi belli bahanelerle kendilerine döndürürler, size tevcihâtta bulunur ve kendilerine tevcih ederler. Niçin yaparlar bunu? Ahiretinizi kurtarmak için yaparlar; yoksa sizden bir şey bekleme, bir şey alma değildir maksatları. Siz vermeniz gerekli olan şeyleri ortaya koyun da, Onlar da daha büyüğünü size versinler diye yaparlar.

Aklımız O’na Kurban…

86