İçeriğe geç
O dertten bin belâya müptelâyım Efendim..!
Olur Mecnûn görenler ruhsârını a cânân!
Kapında mülk-i serâp bir gedâyım Efendim!”

demeli.

Bazen, ben de kendimi Ravza-i Tahire’nin, muvâcehenin önündeymişim gibi hissederim. Hayalen o mübarek Merkâd’in önüne varınca, ümit ve emel heyecanıyla çırpınıp duran yüzlerce âşık ruh arasında, bir-iki kadem ötede Sevgili’yle buluşacakmışım gibi bir his ve heyecanla köpürür ve dilimin döndüğü kadarıyla O’na salât u selâm okurum. Sonra da O’nun meclisinden sızıp gelecek en mahrem fısıltıları duymaya çalışırım. Merak ederim, acaba ne dedi benim selâmıma karşılık? Acaba nasıl mukabele de bulundu? İçimi derin bir merak sarar… Bir şey demiştir mutlaka. Zira, salât u selâmın kabul edileceği hususunda şüphe yoktur. Önemli olan onu daha içten, daha gönülden ve derinden söylemektir.

83