İçeriğe geç

Bu tahiyyâtımızla, Miraç gecesini, o gecenin kutlu yolcusunu, Peygamber Efendimiz’in Cenâb-ı Hakk’ın selâmına mazhar oluşunu da hatırlıyor ve o muhteşem selâmlaşmaya “Selâm sana yâ Resûlallah” diyerek biz de dahil oluyoruz. Orada bir tefrikte de bulunuyor, salât ile selâm arasını ayırıyoruz. اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ diyerek salâtı Allah’a veriyor, Efendimize de selâm ediyoruz. Çünkü salât, Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar, mü’minlerden de dua demektir. “Melekler salât ediyor” deyince biz, istiğfar anlarız. “Allah salât ediyor” deyince, merhamet anlarız. Biz salât edince de, bizim yaptığımız dua olur. Dua ise, Efendimiz için olsa da Efendimiz’e olmaz, Allah’a olur. İşte, bundan dolayı, namazda Allah’a salâtın yanında, “Efendimiz’e de salât olsun” demiyoruz, O’na selâm gönderiyoruz. Fakat, kendi kendimize salât u selâm okurken, madem Cenâb-ı Allah bize “Ey mü’minler, siz de Ona salât edin ve samimiyetle selâm verin.”4 buyuruyor, biz de uyuyoruz o emre.

Kırık Testi

81