İçeriğe geç

Öyleyse, siz de bazı şeyleri yaparken, kendi hislerinizi, size râci bir faydayı nazar-ı itibara almayın. O işin içinde o fayda da olabilir; Allah o işten size bir kısım yararlar da hâsıl edebilir. Fakat, siz şefaat zeminine ulaşmaya bakacaksınız. O Zatla tanışmaya ve buluşmaya çalışacaksınız. Onun daire-i kutsiyesi içine girince sizin bir şey talep etmenize zaten lüzum yoktur. Rica ederim, evinize bir misafir geldiği zaman siz ne yapacağınızı bilmez misiniz? Buraya şimdiye kadar gelen misafirlerden kim aç kaldı, kim çay-kahve içmedi. Siz boş çevirmiyorsunuz misafirlerinizi. Şimdi, siz O’nun maide-i semaviyesinin başına gidecekseniz, O’nun da ne yapacağını bildiğine iman edeceksiniz. Allah ne yapacağını, misafirlerini nasıl ağırlayacağını bilir. O zaman ibadet ve hasenâtınızın karşılığını neden Allah’ın rahmetinin enginliğine bırakmıyorsunuz? Neden o türlü şeyleri teşhis ve tayin etmek suretiyle meseleyi daraltıyorsunuz? Neden شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي“Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir.”8 diyen bir Sultan-ı zîşân’ın size teveccühüne meseleyi bırakmıyor da, onu kendinize göre bir kısım kücük, sinek kanadı kadar menfaatlere bağlıyorsunuz. Öyle bir tavır hem O’na karşı bir saygısızlıktır, hem de himmetinizi dar tutma ve verilecek şeylere bir yönüyle filtre koyma demektir.

88