O, ümmetine karşı o denli merhamet ve şefkatle doluydu ki, bir gece sabaha kadar, Hazreti İbrahim’in duası olan, “Yâ Rabbî! Doğrusu onlar (putlar) insanların çoğunu saptırdılar. Artık bundan sonra kim bana tâbi olursa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, o da Senin merhametine kalmıştır, şüphesiz Sen Gafûrsun, Rahîmsin.”10 mealindeki âyet ile; Hazreti İsa’nın duası olan, “Yâ Rabbî! Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sensin!”11 mealindeki âyeti tekrar tekrar okumuş, ellerini kaldırıp “Allahım! Ümmetimi (mağfiret et), ümmetimi (mağfiret et!)” diye yalvarmış ve ağlamıştı. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri: “Ey Cebrail! Muhammed’e git ve O’na de ki: “Biz seni ümmetin hususunda razıedeceğiz ve asla kederlendirmeyeceğiz.”12 buyurmuştu.
Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde haşrin dehşetini anlatırken, “O gün ümmetimden bazıları sol taraflarından yakalanmış olarak getirilir. Ben, “Yâ Rabbi, bunlar da benim ashabım! Bunlar da benim ümmetimden!” derim. Cenâb-ı Hak bana hitaben, “Yâ Muhammed! Bilmiyorsun onlar senden sonra neler işlediler.” der. Ben de artık salih kul Hazreti İsa gibi derim: “Yâ Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları görüp denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gerçekten her zaman, her şeye hakkıyla şahitsin. Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Senin kullarındır. Onları affedersen, Aziz ü Hakîm ancak Sensin!”13 buyurarak ötede de ümmetini düşünüp onları kurtarmak için çırpınacağını söylemişti.14
Dipnotlar
- 10 İbrahim sûresi, 14/36
- 11 Mâide sûresi, 5/118.
- 12 Müslim, îmân 346; Ebû Avâne, el-Müsned 1/138.
- 13 Mâide sûresi, 5/117-118.
- 14 Buhârî, enbiyâ 8, 48, tefsîru sûre (5) 14, 15, (21) 2, rikak 45; Müslim, cennet 58.