İçeriğe geç

Allah Resûlü kendi ufku itibarıyla, onu önemli bir inkıtâ sayabilir, bir haylûlet vâki olmuş gibi algılayabilir, yani ötelerle kendisi arasına bir perde konulduğunu ve âdeta bir husûf (perdelenme, ay tutulması) yaşadığını düşünerek ciddi bir heyecan içine girebilir. Fakat, kısa süreli böyle bir kesinti, belki de O’nun iştiyakını artırmaya matuftur ve bir rahmettir. Geçici bir kabz tattırmak suretiyle, Allah (celle celâluhu) her zaman bast hâlinde yaşayan Habibi’nin teyakkuzunu tetiklemeyi ve tevecühünü güçlendirmeyi murad buyurmuştur. Nitekim, Kur’ân-ı Kerim, “Rabbinin yüce adını zikret, fânilere bel bağlamaktan kurtul ve bütün gönlünle yalnız O’na yönel.”3 mealindeki âyetlerle böyle bir teyakkuz ve teveccühe davet etmektedir. Evet, bir süreliğine vahyin kesilmesi âdeta daha derin bir yöneliş çağrısıdır; fakat, kat’iyen bir küskünlük ve dargınlığın neticesi değildir. Bunun en önemli delili de, Duha sûresinin tamamı ve bilhassa “Ey Resûlüm! Rabbin seni asla terk etmedi ve sana darılmadı da.”4 mealindeki âyet-i kerimedir. Bu âyetler, Allah Resûlü için birer müjdedir; bulunduğu her hâlin önüne nazaran sonunun, meselâ nübüvvetinin başlangıcına nazaran sonrasının, dünyaya nazaran ahiretinin daha hayırlı olacağını, Efendimiz’in daimî bir yükselişte bulunacağını; dünyada, ilâhî feyizlerle ve tebliğ vazifesinde muvaffakiyetle, ahirette ise şefaat-ı uzmâ ve Makam-ı Mahmud’la mükâfatlandırılacağını haber veren ve O’nun mutlaka razı edileceğini bildiren bir müjdedir. Selef-i salihînden bazıları, “Kur’ân’da en ümit verici âyet budur, zira kendisine ümmet olma şuur ve şerefini taşıyan kimseler kurtulmadıkça Efendimiz’in razı olması düşünülemez.” demişlerdir.

Vazifeni Yap, Allah’ın Vazifesine Karışma!

421