Allah Resûlü’nün bakışları hep ulvî alemlerdeydi; O’nun ötelere karşı tarifi imkânsız bir iştiyakı vardı. Bazı insanların dünyaya bağlılığının ve dünyevîliklere tiryakiliğinin çok ötesinde O öteki alemlere bağlıydı ve bir ibadet ü taat tiryakisiydi. Cenâb-ı Hakk’ın rızasına vesile olacak hususları öğrenmek ve Cebrail’le (aleyhisselâm) bir kere daha sohbet-i Cânan’da bulunmak için âdeta can atıyordu. Nitekim, bir gün “Ey Cibrîl! Bizi (şimdiki mutad) ziyaretinden daha çok ziyaret etmene engel nedir?” demiş ve onunla daha sık bir araya gelme isteğini ifade buyurmuştu; Cibrîl-i Emin de, “Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz.”2 mealindeki âyetle ona cevap vermişti. İşte, kısa bir süreliğine de olsa vahyin kesilmesini, ötelere müteveccih ve vahiy tiryakisi bir insanın duygu, düşünce ve iştiyak enginliği açısından değerlendirmek gerekir.
Dipnotlar
- 2 Meryem sûresi, 19/64.