“Dine Hizmet Ediyorum” Derken Dinden Uzaklaştırmak
Eğer bir fert dayatma, huşûnet ve sertliği salâbet-i diniye olarak anlıyor ve bu anlayışla dine hizmet ettiğini/edebileceğini düşünüyorsa ciddî bir yanılgı içinde demektir. Bu tür tavır ve davranışlar tepkiye sebebiyet verir ve neticede insanların dini kabul etmesi bir yana, onların dinden nefret edip uzaklaşmalarına yol açar. Bundan dolayı rahatlıkla denebilir ki, eğer insanlara, dinin özünü, iç derinliğini, onlar için ifade edeceği mânâ ve muhtevayı ve kendilerine kazandıracağı iyilik ve güzellikleri anlatmıyor; dinin onlara sunduğu bişaretle gönüllerde dine karşı bir hâhişkârlık uyarmıyorsanız, maksadınızın aksiyle tokat yer, hiç beklemediğiniz tepkilerle karşılaşır ve dine hizmet ediyorum dediğiniz noktada insanları dinden uzaklaştırmış olursunuz. Evet, taassup ve dayatmacı zihniyetle ortaya konan bir mesajın kaybettirdikleri kazandıracağından daha fazladır.
Esasında 20. asırda bir kısım “izm”lerin kendi sistemlerini insanlara kabul ettirmek adına başvurdukları kaba kuvvet, dayatma ve baskıların nasıl bir netice ile sonuçlandığı herkesin malumudur. Bildiğiniz üzere bu uğurda, bir ülkede kırk-elli milyon insan öldürülmüş ve sistem âdeta o öldürülen insanların kafatasları üzerine kurulmaya çalışılmıştır. Ancak bu zulüm, baskı ve kaba kuvvetin geride bıraktığı tek şey sadece kin ve nefret olmuştur. Evet, o kadar şiddet, dehşet ve baskıya rağmen aradan elli-altmış sene geçtikten sonra, kurulmak istenen o sistem çözülüp dağılmaya mahkûm olmuştur. Baskıya maruz kalan insanlar ise, eskiden nerede duruyorsa orada durmaya, neye inanıyorsa yeniden ona yönelmeye başlamışlardır.
Dine Sadakatin Gerçek Ölçüsü