Cevap: Salâbet kelimesini, katılık, taassup ve huşûnet şeklinde anlamak doğru değildir. Biz katılığı daha ziyade, körü körüne, delilsiz ve mesnetsiz bir şekilde kendi düşüncesine bağlı kalma, başka fikirlere karşı tahammülsüz ve müsamahasız olma mânâsına gelen yobazlık ve bağnazlığın karşılığı olarak kullanırız. Bu açıdan salâbet-i diniye, katılığı değil pekliği, temessükü, dine sımsıkı sarılmayı ifade eder. Bu mazmun Bakara sûre-i celilesinde şu şekilde ifade edilir: لَۤاإِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىلَا انْفِصَامَ لَهَا“Dinde zorlama yoktur; hak, bâtıl birbirinden ayrılmış ve gerçek bütünvuzuhuyla ortaya çıkmıştır. Artık kim tağutu reddedip Allah’a imanederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır.”1 Peygamber Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) din-i mübîn-i İslâm’ı, o nur-u ezelîyi bize emanet ederken: فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيِّينَ، عَضُّوا عَلَيْهَا بالنَّوَاجِذِ“Siz, Benim ve doğru yolda olan RâşidHalifeler’in yolunu yol edinin. Bu yolu, azı dişlerinizle tutar gibisımsıkı tutun.”2 buyurmuştur. Hadis-i şerifteki “azı dişleriyle tutma” Arapçada kullanılan bir ifade tarzı, bir idyumdur. Dolayısıyla lafzî mânâdan ziyade Arapların bu sözü söylerken kastettiği mânâyı anlamaya çalışmak gerekir. Bu açıdan bakıldığında “Azı dişlerinizle tutun.” ifadesini “Dini hiçbir zaman bırakmayacak şekilde âdeta bir kerpetenle tutar gibi sımsıkı tutun.” şeklinde anlayabiliriz. İşte mezkûr nasslardan anlaşılacağı üzere dine, dinin emirlerine sımsıkı sarılma, sadakatle bağlı kalma; iman, ahlâk, namus… gibi ulvî değerler konusunda pek olma, gevşeklik göstermeme ve kendini salmama salâbet-i diniyedir. Yoksa dini kabule zorlamak için katı ve sert olma, dayatmada bulunma, başta da söylediğimiz gibi, salâbet-i diniye değil, bir tür yobazlık ve bağnazlıktır.
Dipnotlar
- 1 Bakara sûresi, 2/256.
- 2 Tirmizî, ilim 16; Ebû Dâvûd, sünnet 5; İbn Mâce, mukaddime 6.