Fakat şunu ifade edeyim ki, Cenâb-ı Hak, belli bir dönemde kendi ülkemde pek çok adanmış ruhla beraber olmayı nasip buyurdu. Ülkenin değişik yerlerinde örnek olabilecek pek çok fedakârlığa şahit oldum. Meselâ Bozyaka’nın üst tarafında civanmert Anadolu insanının civanmertliğine müracaat etmiştik. Herkes bir şeyler vermişti. Sonra odama çekildim, oturuyordum. Subaylıktan emekli bir zat, elinde şangır şungur anahtarlarla yanıma geldi ve bana şöyle dedi: “Burada herkes bir şeyler verdi ama ben veremedim. Emeklilik ikramiyemle bir ev satın almıştım, ben de onu vermek istiyorum, evin anahtarlarını size getirdim.” Tabii böyle bir durumda size düşen vazife şudur: Dersiniz ki: “Kardeşim, herkes imkânına göre vermekle mükelleftir. Sen zaruri ihtiyaçların dışında elinde ne varsa onu verirsin. Evini verecek hâlin yok. Allah, senden onu istemiyor.” Böylece anahtarları yeniden ona teslim eder ve: “Git evinde otur. Rabbim sana lütufta bulunur, yeni kapılar açar, sen de getirir onu verirsin.” dersiniz. Çünkü Peygamber Efendimiz de (aleyhissalâtü vesselâm), Ka’b İbn Malik8 ve Sa’d İbn Ebî Vakkas9 (radıyallâhu anhümâ) gibi bütün servetini vermek isteyen sahabe efendilerimizi tadil buyurmuştur.
Seksen Yaşındaki Hicret Taliplileri
Dipnotlar
- 8 Buhârî, vesâyâ 16, meğâzî 79, eymân 24; Müslim, tevbe 53.
- 9 Bkz.: Buhârî, cenâiz 37; Müslim, vasiyyet 5.