İçeriğe geç

Meselenin ayrı bir veçhesi de şudur: Ben bu daire içindeki arkadaşların binde birini tanımam. Hatta şimdilerde milyonda birini tanımam diyebilirim. Öyle ki, görüşme imkânı olmayınca, bazen eski tanıdıklarımı bile zamanla tanıyamaz hâle geliyorum. Dolayısıyla, tanımadığı insanların yaptığı hizmetleri dahi, bir şahsa veya gruba mal etmek, hem Allah’a karşı saygısızlık, hem de o insanların ceht ve gayretine yapılmış bir zulüm ve haksızlıktır. Evet, benim itikadıma göre yapılanları bir şahıs, bir deha, bir firaset, bir kiyaset ve bir fetanete mal etmek şirktir. İsterse başkaları o mevzuda hüsnüzan edip “falanın bu mevzuda gayreti tamdır, onun vesilesiyle bu neticeler elde edildi” desinler. Bunu söylemekle onlar, içtihat hatası yapmış olurlar. Sahib-i Şeriat ise içtihat hatalarını affedeceğini vaat buyuruyor. Bize düşen ise, her zaman kulluk şuuruyla hareket edip bu tür iltifat ve teveccühleri kesinlikle sahiplenmemektir.

Hem açıkça görüldüğü üzere, mesele o kadar büyümüş, o kadar kökleşmiş ve o kadar evrensel bir hâl almıştır ki, bu meselenin bir veya birkaç şahsa veya bir gruba mal edilmesi mümkün değildir. İhtimal, belli bir yaştan sonra belki aklıma, hayal ve tasavvurlarıma, “ben de bir şey yaptım” mülâhazası gelir ve şirke düşerim diye, Cenâb-ı Hak lütufta bulundu ve beni ahir ömrümde buraya sürgün etti. Şimdi o işi halisane götüren çiçeği burnunda pek çok genç var. Rabbim onları, ihlâs-ı etem ve yakîn-i tamla şerefyâb eylesin!

8