İşte âhiret âlemine bakan yönü itibarıyla dahi, bu ölçüde engin bir adanmışlık anlayışına sahip olan bir insan, zannediyorum, yaptığı hizmetlerin geriye dönüp dönmemesi mevzuunda da herhangi bir beklentiye girmeyecek ve “başarı, muvaffakiyet” gibi kendisini ilgilendirmeyen hususlarla zihnini meşgul etmeyecektir. Evet, adanmış bir ruh, yaptığı yatırımın vaat ettikleriyle alâkadar olmayacak, toprağa saçtığı tohumların kendi döneminde filize yürüyüp yürümemesine takılmayacaktır. O, sadece kendi vazifesine bakacak, onu bilecek ve sonucu yaratmanın Allah’a ait olduğu şuuruyla hareket edecektir. Hani Üstad Hazretleri, bu mevzuyla alâkalı Celâleddin Harzemşah’ın bir mülâhazasını nakleder. Sefere çıkarken, bu zata, muvaffak olacağı söylendiğinde o, muvaffakiyet gibi bir neticenin Allah’ın şe’nine ait olduğunu, dolayısıyla kendi vazifesini yapıp, şe’n-i rubûbiyetin gereğine karışmayacağını ifade eder.5
İltifat Mârifete Tabidir
Dipnotlar
- 5 Bediüzzaman, Lem’alar s.163 (On Yedinci Lem’a, On Üçüncü Nota, Birinci Mesele).