İçeriğe geç

Daha nice fedakâr insanlarla karşılaştım. Meselâ belki seksenine merdiven dayamış bazı yaşlı arkadaşlar defaatle buraya gelip, “Ne olur bu gençlere hicret etmeyi işaret ettiğiniz gibi esnaf için de, bize de, başka yerlere gitmeyi işaret etseniz ve biz de gitsek. Böylece verme mazhariyetiyle serfiraz kılındığımız gibi, Cenâb-ı Hak hicretle de bizi şereflendirse.” dediler. İşte bunlar, maddî ölçüler içinde kıymetini takdir edemeyeceğiniz öyle dinamiklerdir ki, bu dinamikler, Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz lütuf ve ihsanına âdeta bir davetiye olmuştur. Belki değişik ekonomik sistemler içinde, bu dinamiklerin nasıl birer kıymete dönüştüğü anlaşılmamış olabilir. Ancak bunların sermayeden de emekten de daha kıymetli olduğu muhakkaktır. Dolayısıyla kim ne derse desin, ortaya çıkan netice, aynı mantık, aynı düşünce ve aynı inanç etrafında bir araya gelmiş insanların, fedakârlık ve adanmışlık zemininde müşterek bir akıl oluşturmasına Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfu ve ihsanıdır.

Son söz olarak şunu da ifade edeyim ki, varlıkta isbat-ı vücud eden, rahat ve kolay zamanda işin altına giren ve belli bir vazifeyi yerine getiren insanlara da saygı duyulmalıdır. Bize düşen onlar hakkında şöyle dua etmektir: “Cenâb-ı Hak onların da aşk u iştiyakını artırsın, onları da devam ve temâdi ile serfiraz kılsın.” Evet, ister yokken vermek için çırpınıp duranı, isterse varlık ve imkân içinde ancak belli bir seviyede fedakârlıkta bulunanı hep hayırla yâd etmek, dualarımızda hepsini birden zikretmek boynumuzun borcudur. Biz, milletimiz ve insanlık adına çalışan her ferdi, her fedakârlığı alkışlar, bundan dolayı Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senada bulunur, şükreder ve böyle bir şükür neticesinde O’nun nimetlerini sağanak sağanak başımızdan aşağıya yağdırmaya devam edeceğine inanırız.

10