İçeriğe geç

Şekil ve formatlarla oynayarak, gerekirse kendi aramızda bir mukavele imzalayarak nispeten Ramazan’ı daha derin şekilde değerlendirmenin yollarını arayabiliriz. “Gelin bu Ramazan’da şu kadar Kur’ân okuyalım, onu aramızda müzakere edelim, teravihi hatimle kılalım, teravih aralarında gürül gürül salât u selamlar getirelim veya Cevşen ve Evrad-ı Kudsiye gibi duaları okuyalım, hâcet namazı kılalım ve ümmet-i Muhammed’e dualar edelim…” diyebiliriz. Böylece farklı argümanları değerlendirmek suretiyle evde, sokakta, camide, mektepte yeterince beslenemeyen insanları kısmen de olsa rehabilite edebilir, onların dini daha canlı yaşamalarını sağlayabiliriz. Ramazan’da biri bin yapma biraz da bizim ceht ve gayretimize bağlıdır.

Ramazan’a “Kur’ân ayı” denmesi itibarıyla bu ayda bir kere daha Kur’ân’a yönelmeliyiz. Özellikle İslâm dünyasının hiç olmadığı kadar Kur’ân’dan koptuğu ve ona karşı yabancılaştığı bir dönemde yeniden ona yönelmeliyiz. Maalesef çokları Kur’ân’ı okuyor ama anlamıyor. Onun özüne nüfuz edemiyor, arka plânını göremiyor, maksatlarına vâkıf olamıyor. Biz ona ne kadar teveccüh edersek o da o nispette kapılarını bize açacak, bir güneş gibi kalb ve ruhlarımızı aydınlatacaktır. Allah’ın murad-ı sübhanisini ve nübüvvet hakikatinin özünü içinde taşıyan bu mübarek Kitab’a karşı alâkasız kalmamalıyız. Biz ona ne kadar önem verir, alâka duyarsak ondan istifademiz de o nispette fazla olacaktır. Biz yeniden Kur’ân’la buluşur ve onu bayraklaştırırsak Allah da bizi bayraklaştıracak, sürüm sürüm olmaktan kurtaracaktır.

118