Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki, İnsanlığın İftihar Tablosu’na salât ü selam getirmek mü’minler açısından vefanın bir gereğidir, bir borçtur. Çünkü biz varlığı O’nun sayesinde doğru okuyabildik, Rabbimizi O’nun sayesinde doğru tanıyabildik ve O’na nasıl kulluk yapacağımızı da yine O’nun rehberliğinde öğrendik. Bu sebeple meseleye sadece dille Efendimiz’in adını zikretme şeklinde bakmamak gerekir. O’na salât ü selam getirme o kadar önemlidir ki biz namaz gibi farz bir ibadetin içinde bile bunu yapıyoruz. Meseleye bütün bu açılardan bakıldığında bunu ihmal eden bir kişinin neyi ihmal ettiği, ne gibi kazanımlardan mahrum kaldığı çok daha iyi anlaşılacaktır.
Biri Bin Yapma Mevsimi Ramazan
Peygamber Efendimiz’in hadiste zikrettiği son grup, Ramazan ayını hakkıyla değerlendirmeyenlerdir: “Ramazan ayına girdiği hâlde günahlarını bağışlatmadan Ramazan’dan çıkan kimsenin de burnu sürtülsün.”
Ramazan ayının her bir günü, belki her bir dakikası çok büyük kıymet ifade eder. Onun saatlerini, dakikalarını, saniyelerini hakkıyla değerlendirebilen bir insan Allah’ın rahmet ve mağfiretine nail olur. Bu yönüyle Ramazan ayına “on bir ayın sultanı” denilmiştir. Biz de “zamanın altın dilimi” diyoruz.
Ramazan-ı Şerif, Cenab-ı Hakk’ın ümmet-i Muhammed’e büyük bir lütfudur. Allah’ın bu aydaki lütuflarını, tahta çıkan padişahların karşılıksız dağıttıkları ulûfelere benzetebiliriz. Nasıl ki padişahlar ulûfe dağıtırken kadr ü kıymete bakmaksızın herkese bir şeyler verirler; Cenab-ı Hakk’ın bu aydaki rahmet ve mağfiret tecellileri de herkesi kuşatır.