İçeriğe geç
34. Bölüm

Fitneler Karşısında Müslümanca Duruş

Cenab-ı Hak, hiçbir dönemde insanlığı başıboş bırakmamış, nebileriyle ve onların sadık temsilcileri Hak dostlarıyla beşerin yolunu aydınlatmıştır. Bu, O’nun insanlığa büyük bir merhameti, fazlı ve inayetidir. Fâtır sûresinde yer alan, وَإِنْ مِنْ أُمَّةٍ إِلاَّ خَلاَ فِيهَا نَذِيرٌ“Hiçbir millet yoktur ki, aralarında, onlara gerçekleri anlatan, onları iyiliklere sevk edip düşülmesi muhtemel yanlışlara karşı uyaran birileri bulunmuş olmasın.”103 âyet-i kerimesi de bunu ifade eder. Her peygamber gönderildiği toplumun problem ve dertlerine uygun reçetelerle gelmiştir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberlerin sonuncusu olduğu için, O’ndan sonra, değişen zaman ve şartlara göre dinin yoruma açık yanlarının yorumlanması, mücedditler ve müçtehitler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bununla birlikte niceleri, aradan belli bir süre geçtikten sonra peygamberlerinin izini takip etmemiş, mesajını unutmuş, kalbî ve ruhî hayattan uzaklaşmışlardır. Çünkü kalb ve ruhun yörüngesinde bir hayat yaşayabilme ve istikameti koruyabilme ancak ilahî nefhayla mümkündür. Semavî vahye sırt çeviren, peygamber soluklarına kulak asmayan toplumların bir kısım bâtıl ve sapkın yollara girmeleri kaçınılmazdır.

214