Günümüzde bazıları din adına günaha giriyor, din adına cinayet işliyor, din adına zulmediyor, din adına türlü türlü cürümler işliyor; daha doğrusu, yaptıkları kötülükleri dini kullanarak meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Uğursuz emellerine ulaşmada dini bir basamak görüp istismar ediyorlar. Kendi vesayetlerine girmeyen ve kendilerine mutlak biat etmeyen insanları hiç olmayacak şeylerle itham ediyor; hatta onları tadlil ve tekfir ediyor, sonra da onlara yapılacak her tür zulüm ve haksızlığı mübah ilan ediyorlar. Arkasından ne şenaatler ne şenaatler işliyorlar. Çok rahatlıkla onların gıybetini yapıyor, hiç utanmadan onlara iftira atıyor, bile bile onları itibarsızlaştırıyor ve bütün bunlarda da dinen bir mahzur görmüyorlar. Bu tür tavır ve davranışlar, peygamber yolundan sapmanın neticesidir.
Din Adamlarının Sessizliği
Asıl tuhaf olan şu ki; din adına bütün bu cinayetler işlenirken bir tane teolog da kalkıp bunlara itiraz etmiyor. “Teolog” kelimesini, son zamanda türeyen, dinin ruhundan uzak bir kısım ilâhiyatçılar, hocalar, vaizler için bilinçli olarak ve özellikle kullanıyorum. Onlar gerçekten ilâhiyatçı, âlim olsalardı ilimlerinin gereğini yerine getirir ve böyle sapkınlıklara itiraz ederlerdi. Maalesef şimdiye kadar biri çıkıp da, “Bu kadarı da fazla!” demedi.