İçeriğe geç
26. Bölüm

Dava Adamı Ve Sıkıntılar

Soru: Dava adamı kimdir, dava adamı olma ile sıkıntılara maruz kalma neden özdeşleştirilmektedir?

Cevap: Dava, çok genel bir kavramdır. “Dava adamı” terkibindeki dava, daha ziyade, ulaşılmak istenen gaye, ideal ve ülkü gibi anlamlara gelir. Dava, dünyevî olabileceği gibi uhrevî de olabilir. Bazıları kendisini dünyanın imarına adar ve sürekli o ideal peşinde koşturur durur. Kimileri, –belgesellerde müşahede ettiğimiz üzere– bütün ömrünü, hayvanların, hatta tek bir hayvanın hayatını araştırmaya ve buradan hareketle yeni ilmî keşifler ortaya koymaya vakfeder. Kimileri, ömrü boyunca sosyal, siyasî ve iktisadî hayatı kendi ideoloji ve felsefesine göre şekillendirmek, kendi anlayışına göre bir sistem kurmak için çırpınır durur. Bunların hepsi bir nevi davadır. Dava adamına gelince o, gaye-i hayali her neyse, bunu gerçekleştirme yolunda mücadele eden, fedakârlık yapan ve gerektiğinde bir kısım mahrumiyetlere katlanan insandır. Bazıları vardır ki, “Zaman, imanı kurtarma zamanıdır.” diyerek gönüllerde iman meşalesini yakmaya çalışır. Onların davası, Allah rızasını kazanma davasıdır. Onların tek derdi Cennet’tir, rü’yettir, rızadır, rıdvandır. Bu nimetlere ulaşmanın en büyük vesilesi olarak da i’lâ-yı kelimetullah’ı (Allah’ın adını yüceltme, bayraklaştırma) görürler. Bütün muhtaç gönülleri Allah’la buluşturmaya, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) nam-ı celilini (yüce adını) dünyanın her tarafına ulaştırmaya çalışırlar. Bu yolda her türlü zorluğu göğüsler, her çeşit fedakârlığa katlanırlar.

Görüldüğü üzere, hedefi bütünüyle dünya merkezli olan davaların yanında, âhiret yörüngeli olanlar da vardır. Şunu unutmamak gerekir ki bir davanın kıymetini belirleyen, ulaşılmak istenilen gaye-i hayaldir, ikame etmek için çaba sarf edilen mânâdır. İnsan, neyin bayraktarlığını yapıyor, neye teksif-i himmet ediyorsa ona göre kıymet kazanır.

166