İçeriğe geç
9. Bölüm

Hakikat Âşığı İlim Adamları Yetiştirme

Zannediyorum Müslümanlar tarihte hiç bu kadar ufuksuz, mefkûresiz, darmadağınık ve bencil olmamışlardır. Her yerde başıboş bırakılmış yığınlar… Her biri farklı bir akım ve ideolojiye aborda olmuş. Mehmet Âkif bir şiirinde;

“Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” der.

Şimdiye kadar memleketimize hakkıyla sahip çıkamadık. Çünkü mihmandarların böyle bir dertleri, düşünceleri olmadı, hâlâ da yok. Başkalarının da bu istikametteki ceht ve gayretlerini gereksiz bir macera, bir şov gibi görüyorlar. Milletin himmetine dayalı açılımları, kendi mantıklarının bile kabul etmeyeceği gerekçelere bağlıyor, onlar hakkında hiç olmayacak isnat ve iftiralar uyduruyorlar. Mevcut tabloyu düşününce hüsran yaşamamak, hafakanlara girmemek mümkün değil. Yaşanan korkunç yıkımı mülâhazaya aldığımda kalbimin ritmi bozuluyor.

Başkaları dünyayı değiştirme ve dönüştürme istikametinde olabilecek her yöntemi denemişlerdir. Bir yandan tabiatı didik didik edip ilim ve fende baş döndürücü bir inkişaf ortaya koyarken diğer yandan da Afrika’dan Uzakdoğu’ya kadar herkesi halayıkları (köleleri) hâline getirmişlerdir. Asimile edebileceklerini asimile etmiş, ezebileceklerini ezmiş, sömürebileceklerini sömürmüş, kapıkulu olarak kullanabileceklerini de kullanmışlardır. Biz ise, bunlar olup biterken bunca fezayih (rezillikler) ve fecayii (belalar) görmezden gelmişiz. Sâmit bir infialin (sessiz bir reaksiyonun) olduğunu söylemek bile zor. Öyle bir umursamazlık ve aldırmazlığa dalmışız ki yangın kendi evimize girmediği sürece tepkisiz kalmışız. “Ateş düştüğü yeri yakar.” şeklindeki bencilce ifade sanki hayat tarzımız hâline gelmiş.

51