Arapçada بِقَدَرِ الْكَدِّ تُكْتَسَبُ الْمَعَالِي diye bir söz vardır. Yani çekilen sıkıntı ve meşakkat ölçüsünde yüce makamlar elde edilir. Herhangi bir meselede ne kadar sıkıntıya maruz kalır ne kadar zorlanır, ne kadar terler, ne kadar karın ağrısı çeker, ne kadar şakaklarınızı zonklatırsanız muvaffakiyete o kadar yakın olursunuz, uhrevî amellerde de o kadar çok sevap kazanırsınız. Bu, haddizatında kolay işleri yaparken bile mutlaka kendinizi zorlayın, ekstra meşakkatlerin altına girin demek değildir. Bilakis sizi zorlayacak olan, üstesinden gelinmesi kolay olmayan işlerin size çok sevap kazandırabileceğini; maddî ve manevî muvaffakiyetlere, zirvelere ulaşmanın farklı mahrumiyetlere katlanmayı gerektirdiğini anlatır.
Anne-Baba Hakkına Riayet
İnsanın anne-babasının rızasını kazanması, kılı kırk yararcasına onların haklarına riayet etmesi hiç de kolay değildir. Anne-babada evlatlarına karşı cebrî ve fıtrî (zorunlu ve yaratılıştan gelen) bir şefkat ve merhamet hissi vardır. Allah, onları âdeta, çocuklarına şefkat duymaya mecbur etmiştir. Bir insan, bütünüyle dejenere olmamış ve vicdanı tefessüh etmemişse (bozulmamışsa) evladına karşı merhametli olur. Evladını dünyaya getirdiği andan itibaren onun üzerine titrer. Onun sağlık ve selameti adına her tür zorluğa göğüs gerer, bütün meşakkatlere katlanır.