İçeriğe geç

Hadisin diğer bir rivayetinde ise bu sözler doğrudan Allah Resûlü’ne nispet edilir: رَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ، وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ، وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ أَدْرَكَ عِنْدَهُ أَبَوَاهُ الكِبَرَ فَلَمْ يُدْخِلَاهُ الجَنَّةَ“Yanında ismim anıldığı hâlde bana salavat getirmeyen kimseye yazıklar olsun. Ramazan ayına girdiği hâlde mağfirete mazhar olmadan Ramazan’dan çıkan kimseye de yazıklar olsun. Anne ve babası yanında ihtiyarlamasına rağmen onları razı etmediğinden dolayı Cennet’e giremeyen kimseye de yazıklar olsun, burnu sürtülsün.”60

Hadis-i şeriflerde geçen “rağıme enfuhû” ifadesi, Arapçada bir deyimdir. Bu tür deyimleri başka bir dile tercüme etmek ve o dildeki tam karşılığını bulmak kolay değildir. “Ra-ğı-me” fiiliyle aynı kökten gelen “rağâm” sözcüğü toz, toprak anlamına gelir. Rağıme enfuhû, burnu toprağa sürtülsün şeklinde bir anlam taşır. Türkçemizde de benzer şekilde kullandığımız bu deyim, zelil ve perişan olmak demektir.

İnsan, bunlara karşı alâkasız kalıyor, kendisini kıymetler üstü kıymete ulaştıracak böylesine kıymetli vesileleri değerlendirmiyorsa esasında kendi burnunu kendisi yere sürtüyor demektir. Önüne serilen fırsatları kaçıran böyle birinin âhirette burnu yere sürtülür. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz, yukarıdaki ifadeleriyle mü’minleri ikaz ediyor ve onlardan akıllarını başlarına almalarını istiyor. Efendimiz’in bu ifadeleri, ümmetine karşı şefkatinin, onların uhrevî saadeti elde etmeleri istikametinde gösterdiği gayretin bir tezahürüdür.

111