Temkin edalı irfan erleri, vuslatta da, ünste de her zaman hürmet içinde bulunur; haşyet, mehâfet ve huşû ile oturur kalkarlar.. onların her hâllerinde bir edeb ve hayâ nümâyândır. Yer yer cemalî tecellîlerin iltifatkâr, recâ edalı ve şefkat buudlu cilveleriyle naza ve şathiyyâta temayül gösterme ihtimali söz konusu olsa da, her zaman teyakkuz içinde ve temkinli davrandıklarından hemen haşyetle titrer; ciddî bir huşû ile “saygı” der inler; hürmetle eğilir ve konumlarına uyan tavra girerler.
Bütün bunlar, hâle ait bir kısım hususiyetlerdir; görmeyen anlamaz; tatmayan bilmez; bilenler bildiklerinin ne kadarını söylerler, o da bilinmez. Bal tadılınca bilinir, gül koklanınca anlaşılır; ahvâl-i ruhaniye de içinde bulunulunca. Bir Hak dostu, duymayanlara karşı duyduklarını şöyle ifade eder: