Hakikat-i Muhammediye
Hakikat-i Ahmediye terkibindeki aynı mülâhazalar –Ahmed, Muhammed ism-i şeriflerindeki farklılık mahfuz– burada da söz konusudur. Terkibin ifade ettiği mazmuna gelince, orada ciddî farklılıkların bulunduğu da bir gerçektir. Bir kere Hakikat-i Ahmediye’de (aleyhi ekmelüttehâyâ) mebdee işaret asıl, müntehâya îmâ tâli; Hakikat-i Muhammediye’de (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) ise, mebde itibarıyla o Nur-u Hak bir hakikat-i meknûze ve müntehâ açısından da bir şecere-i meymûne-i mübarekedir.. evet, ilk taayyünde O, bir çekirdek ve deryaları bağrında barındıran damla görünümlü bir umman, kâinatlar kitabını yazmaya yetecek bir kalem-i a’lâ mürekkebi ve bütün basiretlere ziya kaynağı bir nur-u a’zamdır.
Bu itibarladır ki, değişik hakikatleri mahiyet-i nefsü’l-emriyelerine uygun olarak görme, bilme ve değerlendirme adına Hakikat-i Muhammediye’nin doğru bilinip anlaşılması çok önemli kabul edilegelmiştir. Zira O, bütün hakâikin –bazıları itibarıyla hakikî, bazıları açısından da izafî olarak– keşşâfı, nûrânî ibresi, kıblenümâ gibi bir hakikatnümâsı ve ehadiyet hakikatinin yanıltmayan ziyasıdır.