Her şeyden evvel O, mebde’de taayyün-ü evvelin bînazîr bir ferd-i ferîdi, hilkatin mâye-i aslîsi ve kalem-i a’lânın da bir lisân-ı fasîhidir. Bu itibarladır ki, bazı ehlullah O’na “zât maa’t-taayyün” nazarıyla bakmışlardır, yani Zât-ı Bârî, bütün hakâiki o câmi ve nurefşân aynada göstererek O’nu lâtaayyüne bî kem u keyf ve nâkabil-i idrak bir mir’ât edinmiştir. Süleyman Çelebi bu hakikati dar bir çerçevede şöyle ifade eder:
“Zâtıma mir’ât edindim zâtını,
Bile yazdım adım ile adını”
225