Kayyûmiyyet
“Kayyûm” ism-i şerîfi, fey’ûl kipinde mübâlağa ifade eden bir kelimedir.. ve Cenâb-ı Hakk’ın ismi olması itibarıyla da kendi zâtında zâtıyla kaim, başka her şey ve nesne için de mukavvim (bütün eşya ve hâdiselerin mâbihi’l-vücud ve’l-kıyâmı)’dır; onlar, O’nunla kaim ve O’nunla dâimdirler. Bu mübarek isim, “Esmâ-i Hüsnâ”dan olması itibarıyla, o açıdan üzerinde durulduğu/durulacağı gibi, tasavvufî terminoloji zâviyesinden de farklı yorumlarla tahlile tâbi tutulmuş bir kelime-i kudsiyedir.
Bu ismi, avam-havâs herkesin anlayabileceği bir dil ile ifade edecek olursak: O, Cenâb-ı Hakk’ın, kendi zâtıyla kaim bir müstağnî-i mutlak, bütün cihanlar ve içindekilerin varlık ve bekalarının da biricik dayanağı olduğunu ifade eden bir ism-i âzamdır. Kayyûmiyet ise, “-iyet” eki ile bu ism-i celîlden türetilmiş bir yapma masdar ve hakikat itibarıyla da sırf o Zât-ı Ecell ü A’lâ’ya mahsustur. Zirâ kıvamı kendinden ve bizzat olması ve bu açıdan gayra muhtaç bulunmaması itibarıyla da Zât-ı Hak’tan başkası için düşünülemeyeceği bedîhî ve açıktır. Bu da Hak’tan gayrı kayyûm-u mutlak bulunmadığı, bulunamayacağı mânâsına gelmektedir.