Kur’ân-ı Kerîm, “feth-i karîb”, “feth-i mübîn” der, onları mutlak bırakır ve yorumunu da temel disiplinlere bağlılık çerçevesinde muhakkıkînin idrakine emanet eder. Bazılarına göre نَصْرٌ مِنَ اللّٰهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ“Allah’tan bir yardım ve yakında gerçekleşecek bir fetih…”3 fermanındaki fütûhât, kalblerin inkişafından bütün insanlığın irşad ve tenvîrine kadar çok geniş alanlı bir hakikatin ifadesi; إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا“Biz sana apaçık birfetih ihsan ettik.”4 beyan-ı sübhanîsiyle ifade edilen feth-i mübîn, iç derinlik ve enginliği işaretleyen daha büyük bir inayetin remzi; إِذَا جَۤاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ“Cenâb-ı Hakk’ın yardım ve zaferi geldiği zaman…”5 âyetiyle ifade edilen hakikat ise feth-i mutlakı gösteren, o Sevgililer Sevgilisi’ne asliyet planında, ümmetine de zılliyet planında Hazreti Rahmân u Rahîm’in büyüklerden büyük bir ihsan ve teveccühünün îmâsıdır.
Dipnotlar
- 3Saf sûresi, 61/13.
- 4Fetih sûresi, 48/1.
- 5Nasr sûresi, 110/1.