İçeriğe geç

Eğer insan, sırf bir bedenden ibaret olsaydı, cismanî dünyasıyla alâkalı kaygılarının da bir anlamı olabilirdi. Aslında bu mükerrem varlığı sırf bir beden ve cesetten ibaret görmek, onu çürüyen, kokuşan, mikro varlıklara yem olan bir mevcut derekesine düşürmek demektir ki bu da, en eşref bir varlığa karşı hakaretlerin en büyüğü sayılır. Oysaki insan, yaratılışı, donanımı, ilk mevhibeleri itibarıyla meleklerden de ulvîdir.. evet o, beden ve cismaniyetin çok çok üstünde ve ötesinde kalbi, ruhu, sırrı, şuuru, idraki, aklı, zekâsı ve daha değişik zâhirî-bâtınî derinlikleriyle, görülen çerçevesini çok aşkın bir değerler enmûzecidir. O, bu ölçüdeki enginlik ve zenginliğiyle kâh kanatlanır, meleklerin kıvanç duyacağı semalarda pervaz eder; eder ve gider fânileri sonsuzluktan ayıran zirvelere ulaşır. Kâh akıl, mantık ve muhakemesini sonuna kadar kullanarak aya, güneşe, yıldızlara seyahatler düzenler; radyo, televizyon, internet vasıtasıyla en uzak mesafelerdeki ses, görüntü ve değişik bilgi malzemelerini yatak odalarımıza kadar getirir ve sesi aşkın, ışığa yakın bir süratin diliyle bize “tekârub-i zaman”, “tekârub-i mekân”dan ne besteler ne besteler sunar.

299