İhlâs ve ihsan şer’î mânâlarıyla, seyr u sülûkün en önemli ayağı ve kuvvet kaynağıdırlar. Sâlikin gönlü, ihlâs hissi ve ihsan şuuruyla atarken, bazen sadece “Lâ ilâhe illallah” der, Esmâ-i Hüsnâ’dan birini veya birkaçını isbat makamında birden mülâhazaya alır ve “Lâ Hâlika, lâ Râzıka, lâ Musavvira… illallah” isbatıyla soluklar; bazen de tafsile açılarak her ismi ayrı bir mihrab-ı teveccüh kabul etmek suretiyle, Hazreti Vâhibu’l-Hayat’ın güzel isimleri adedince kalbinden menfezler açar ve ihsan şuurunun araladığı kapı arkasını temâşâya yönelir; yönelir, bazen eşyada tecellî eden renk, tat, koku, şive, âhenk, nağme ve hikmetlerin çehresinde; bazen de, kalbin vüs’atine göre, وُجُوهٌ يَومَئِذٍ نَاضِرَةٌ إِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ“Yüzler vardır o gün pırıl pırıl (O Güzeller Güzeli) Rabbi’lerine bakakalmış…”4 ufkunda seyahat üzere seyahatler tertip ederek vuslat iştiyakıyla yanar-tutuşur; yanar-tutuşur ve hissin, aklın, fikrin âciz kaldığı sırlı ve derin bir müşâhede arzusuyla îmân rampasına dayanarak irfan semalarına yükselmeye çalışır; muhabbetini aşka çevirir.. aşkını şevkle besler.. cezb ü incizabın kanatlarıyla sonsuzun enginliklerine açılır.. melekler burcuna yükselir, ruhanîlerden hoşâmedîler alır.. erilmezlere erer.. görünmezleri görür; görür ama, aradığının şekil ve suretlerden münezzeh olduğu mülâhazasıyla gözüne ilişen ve hatırına dalaşan her fotoğrafı da şeytanî birer resim sayar ve
Dipnotlar
- 4 Kıyâmet sûresi, 75/22-23.