İçeriğe geç

Nefs-i mülhemenin nihayeti, aynı zamanda “ilme’l-yakîn”in zirvesi “ayne’l-yakîn”in de matlaı sayılır. Sâlik, bu noktaya ulaşacağı ana kadar, nazarî olarak öyle düşünmesi ve öyle demesi gerektiği için her şeyin Hak’tan olduğunu ifade eder; bu mertebenin zirvesine erdiği andan itibaren ise, bütün benliği ile: قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ“De ki: Hepsi Allah’tan.”6 mazmununu telaffuz etmeye başlar.. o, her telaffuzunda yepyeni itminan esintileri duyar.. ve dinin emredip Allah’ın da sevdiği her şeyi tabiatının bir buudu gibi zevketmeye başlar ki, böyle bir mazhariyeti de ancak, nefsinde itminana erenler hissedebilirler. Bunu duyan nefis bir “nefs-i mutmainne” ve bu makam da nefs-i mutmainne makamıdır.

270